Bunları Kubilay Söyletiyor

23 Aralık 2015, Saat; 08:30. MENEMEN’deyiz.

İstasyondan Yıldız Tepe’ye kadar uzanan yolun her iki tarafı polisin çift katlı demir barikatlarıyla kapatılmış durumda. Çevre Yolundan Anıt’a giden çıkışlara izin verilmiyor. 1930’lardan beri olay olmayan anma töreni için ortalık polis kaynıyor, TOMA’lar köşe başlarını mesken tutmuş, ilk arama noktası yetmiyormuş gibi Anıt alanına girmeden önce ikinci bir üst araması daha yapılıyor. Kubilay ve Atatürk maskları ile kalemler bile toplanıyor. Yetmiyor; Askeri İnzibatın adamları şüphelendiklerini geri çeviriyorlar. Kubilay Anıtı ile protokol alanı ikinci bir barikatla korunmuş durumda. Belediye Başkanı konuşturulmuyor, basın içeri alınmıyor, pankart açan gençler göz altına alınıyor. Kimi kimden koruyorlar, bir muamma…

Bunları yaşamak insanı kahrediyor. Cumhuriyetin cehalet ve gericilikle savaşındaki sembollerini teker teker ortadan kaldırmak için var güçleri ile çalışıyorlar. Her hamlelerini bilerek atıyorlar. Peki biz ne yapıyoruz? Bir zamanlar arkanıza baktığınızda ucu gözükmeyen kortej, her yıl biraz daha azalıyor. Çay içtiğimiz pastanede, elindeki ürünlerin neden bittiğini anlatmaya çalışan işletme sahibi “Kubilay kutlamaları?” nedeniyle diye açıklama yapıyor.  Tören alanına gelenlerin çoğu dışarıdan. Dışarıdan derken içlerinde Ankara, İstanbul, Denizli, Manavgat, Nazilli’den bile gelenler var.

Merak ediyorum. Bu yıl Belediye Başkanı’nı susturmaya kalkmasalardı, o araçlar yine kalkar mıydı ilçelerden? Peki ya o araçlar kalkmasaydı, bu kadar kalabalık yine olur muydu. “Adı demokrasi ve laiklik” olan yürüyüşü kaç kişi önemseyecekti? Yaşı kırkı elliyi çoktan aşmış olan insanlar olmasa Kubilay’ı kim hatırlayacaktı? Kaç okulda kaç öğretmen acaba 23 Aralık’ta Kubilay’dan bahsetti? Yurdun neresinde kaç konferansta adı geçti, kaç sergi açtılar yaşananları ve bir gün yaşamak zorunda kalacaklarımızı anlatmak için?

Aynı kortejin içinde aynı idealleri taşıyan insanlar bile bir araya gelmekten çekiniyor, farklı partilerden oldukları için yan yana gözükmekten korkuyor, birbirlerinden bir selamı esirgiyorlarsa, partisi oradaki partilerle aynı karede gözükmek istemediği için yürüyüşe gizlenerek gelen insanlar varsa, nasıl sağlanacak bu birlik?

Biraz dürüst olalım ve kimseyi suçlamadan, gerçekten çalışan ve mücadele edenlerin hakkını yemeden, olanı biteni görmeye çalışalım. Parti gözlüklerini bir kenara bırakıp, birbirimizi yemeden, tıpkı o gün Menemen’de göz altına alınan gençlerimiz için nasıl kenetlendiysek, aynı tavrı her yerde göstermesini bilelim. Buna demokratik olduğunu iddia eden bütün vatansever kitle örgütlerinin başkan ve yöneticileri ön ayak olmalı ve örnek davranışlarıyla mesaj vermelidir. İlla benim etrafımda toplanın demeden,  kelle hesabı yapmadan, pazarlıksız, karşılıksız mücadele etmeyi bilmeli, bu vatanın gerçek sahibi tabandakiler, tepedeki rüzgarlarla savrulan yöneticilerine kendileri yön vermeli, halkını demokrasinin köleleri olarak gören liderlerine en büyük mesajı yine kendileri vermelidir.,

İnansalar da inanmasalar da ben partili değilim. Partiler olmadan demokrasi olmayacağını elbet bilirim, ama Atatürkçü Düşüncenin en güçlü temsilcisi olduğuna yürekten inandığım Atatürkçü Düşünce Derneği’ni de hiçbir partinin kendi arka bahçesi olarak görmesini istemem. Yeri gelir partili arkadaşlarımla hangi partiden olduğuna bakmaksızın vatan hainlerine karşı yan yana çalışır, omuz omuz çarpışırım. Atatürk ilke ve devrimleri ile Atatürkçü düşünceyi ülkeme hakim kılacak, kendi menfaatlerini ikinci planda tutarak karşılıksız çalışacak, Cumhuriyetin değerlerine gönülden bağlı her arkadaşıma saygı duyar, birlikte mücadele etmekten onur duyarım. Kendi parti örgütlerinde ülkemin aydınlığa çıkması için var gücüyle çalışan fedakar yöneticilere, gençlerimize ve kadınlarımıza sevgim ve saygım sonsuz, kapım her zaman açıktır. Partileri ve partilileri birbirinden ayrı değerlendirecek bilgi ve görgüye sahip olduğumu bilir, bana değil, temsil ettiğim düşünceye destek olduğu için yanımda olanlara inanırım.

Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü özümsemiş insanlar, hangi etnik köken, din ve mezhepten, hangi grup ve partiden olursa olsun,  demokrasiyi temsil eden ebru teknelerindeki renkli boya damlaları gibidir. Vatansever eller, isterlerse bir fırça darbesiyle o damlaları, laleye, kalbe ve aşka dönüştürür, istemezlerse kitre üzerinde birbirine bulaşmış çamur taneleri gibi bırakırlar.

Atatürkçü Düşünce Derneği hiçbir partinin arka bahçesi olmamalı, ama, “Atatürkçü Düşünce” bütün vatansever partilerin ön bahçesi olmalı, o bahçede dünyanın en göz alıcı çiçekleri yetişmelidir. Bizi birbirimize bağlayacak, bizi birbirimizle değil düşmanla mücadeleye zorlayacak tek duygu Atatürk sevgisi, tek ve gerçek akıl Atatürk’ün çizdiği bilim ve medeniyet yoludur.

Bu ülke bizimdir, bizim bir araya gelemeyeceğimiz yegane kişiler; sadece bölücüler, şeriatçılar, ırkçılar, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları olmalıdır. Gerisi boş laftır, dedikodudur, kuruntudur, abesle iştigaldir.

Bunları Kubilay söyletti, ışıklar içinde yatsın. Saygılarımla…

Turgay ALTINIŞIK
ADD Gaziemir ŞubeBaşkanı