BİR YÜKSEK UYGARLIK İDEALİ OLARAK KURULAN FAKÜLTE (DTCF)

Adını, Atatürk’ün bizzat verdiği Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF), Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun yüksek uygarlık idealinin bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Çünkü Atatürk, Cumhuriyet’in temelini kültür olarak belirlemişti. Kültür, elbette üzerinde yaşanılan coğrafyanın geçmişini ve ruhunu bilimsel metotlarla araştırarak dil ve tarih ile ulusaldan evrensel boyutlara taşıyabilirdi. Onun için DTCF’nin kuruluşunu 1930’lu yıllardaki kültür devrimi ile birlikte düşünmek gerekir.

Atatürk’ün önce Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti (12 Nisan 1931)’ni ve devamında Türk Dili Tetkik Cemiyeti (12 Temmuz 1932)’ni kurması ve arkasından da dil ve tarihi coğrafya ile birleştirerek başkentte bir fakülteye isim olarak vermesi anlamlıdır.  Amaç, Türk kültürünü akademik düzeyde inceleyerek, ulusaldan evrensele taşıyabilmek ve Cumhuriyet’i ve devrimlerini sürekli kılmaktır.

23 Mayıs 1935 günü DTCF’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan kanun tasarısının gerekçesinde bu durum şöyle belirtilir: “Hükûmet merkezimizde bir taraftan Türk kültürünü bilgi metodu ile işleyecek tetkik ve araştırma kurumlarına olan ihtiyaç, diğer taraftan orta öğretim kurumlarımıza ulusal dil ve tarihimizin bilimsel ve en yeni anlayışlarına göre hazırlanmış öğretmen yetiştirmek ve bugünkü öğretmenlerimizin bu yönden bilgilerini tamamlamak gereği, Ankara’da bir Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmasını icâb ettirmiştir”.

Tasarı,  Meclis Millî Eğitim Komisyonu’nca olduğu gibi kabul edilir ve komisyon raporuna; “İleride fakülteleri toplayacak bir Ankara Üniversitesi kurulması” dileğini de ekler. Genel Kurul görüşmeleri sırasında söz alan Kültür Bakanı Saffet Arıkan, Fakültenin “Atatürk’ün yüksek dehâsından doğan ve kendi eliyle kurduğu yarınların Tarih ve Dil hareketi, bunlara bağlı olan Arkeoloji ve Coğrafya bilgileri için” açıldığını vurgular[1].

DTCF, 14 Haziran 1935’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 2795 sayılı kanunun 22 Haziran 1935 tarih ve 3035 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle kurulur.  9 Ocak 1936’da Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan İsmet İnönü’nün de katıldığı büyük bir törenle öğretime başlayan DTCF, Ankara Üniversitesi’nin çekirdeğini teşkil eden ilk fakülte olma özelliğine de sahiptir. Ülkemizde sonradan açılan üniversitelerde dil, tarih ve coğrafya bölümleri eğitim fakülteleri içerisinde yer alırken sadece bu isim istisna olarak DTCF bünyesinde kalır.

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin şimdiki binası, ünlü Alman mimar Bruno J.F. TAUT tarafından 1937-1938 yıllarında projelendirilerek inşa edildi ve 1940 Kasım ayında öğretime açıldı. DTCF 13 Haziran 1946 tarihine kadar Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösterdi ve bu tarihten itibaren 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile Ankara Üniversitesi’nin bünyesinde yerini aldı.

Binanın mimarı Almanya’dan Hitler’in baskısından kaçarak Atatürk Türkiye’sine sığınmış bir bilim adamıdır. Bu da özellikle anlamlıdır, çünkü Atatürk’ün Cumhuriyet’in temelini kültür ile sağlamlaştırmaya çalıştığı dönemde, Balkanların, Avrupa’nın ve dünyanın faşizme gittiğini akıllardan uzak tutmamak gerekir. Fakülte, Atatürk’ün ön gördüğü gibi dil, tarih, coğrafya ve arkeoloji alanlarında çalışmalarıyla öne çıkan çok değerli bilim adamları ve Cumhuriyet aydınları yetişmesine, onların da Türkiye’nin uygarlık seviyesini yükseltmesine olanak sağlamıştır.

[1] http://www.dtcf.ankara.edu.tr/?page_id=61.

 

Halil Özcan
ADD BDK Üyesi.