Aydınlatılmayan Bir Suikast: Necip Hablemitoğlu

Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar yapan Necip Hablemitoğlu, suikast sonucu 18 Aralık 2002 tarihinde hayatını kaybetti. Orta Avrupa ve Balkanlar’da Türk eserleri, Türk azınlıkları ve Türk şehitlikleri konularında çalışmalar yürütmüştür. Ankara Üniversitesi’nde yirmi yıl süresince Atatürk ilkeleri ve devrim tarihi derslerini verdi.

Necip Hablemitoğlu, 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1977-1978 yıllarında “Dilde, Fikirde, İşde Birlik” adlı aylık bir dergi yayımladı.

Köstebek isimli kitabı ölümünden sonra basılmıştır. İçişleri Bakanlığı, savunmasında Necip Hablemitoğlu’nun cinayetini “adi bir cinayet vakası” olarak değerlendirilmiş, suikast aydınlatılmamıştır.

Hablemitoğlu cinayeti hakkında esas olarak ortaya atılan iki iddia vardır:

İlki Alman Vakıfları’nın, ikincisi Gülen cemaatinin bu suikastı yaptığı. Alman Vakıflarının ekonomik, kültürel ilişkilerini deşifre etmesi nedeniyle Hablemitoğlu’nun hedef alındığı iddiasına karşı şu yorumda bulunuluyor:

Deniz Feneri Olayının iktidara dokunmasından dolayı, bu olayı Almanlar yapsaydı, Recep Tayyip Erdoğan Almanya’dan olan hıncını almak için Alman Vakıflarını üzerine giderdi. Erdoğan buna yeltenmediğine göre suikasti bu vakıflar yapmış olamazdı.

Birinci iddiaya inanmayanlar suikastı Gülen cemaatinin devletteki örgütlenmesine dayandırıyor. Necip Hablemitoğlu’nun “Köstebek” adlı kitabında da bu cemaatin ne büyük tehdit olduğunu anlatmıştı. Kitapta cemaatin emperyalist ülkelerin desteğiyle dünyada ve devlet içinde örgütlendiği, yönetimde kritik noktalara geldikleri ele alınıyor. Hablemitoğlu’nun neden hedef alındığı, kitabındaki şu ifadelerine dayandırılıyor:

“Sayıştay ve Danıştay başta olmak üzere adli ve idari yargıya, Anayasa Mahkemesi’ne, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlıkları dâhil devletin stratejik önemi haiz tüm kurum ve kuruluşlarına öteden beri sızma çabası içinde bulunan Fettullahçılar, Türk Silahlı Kuvvetleri içinse özel bir “infiltration” (sızma) stratejisi izlemektedir. Saptanan Fettullah ajanlarının ordu ile ilişkisi Yüksek Askeri Şura Kararları ile kesilse de, bu stratejinin mimarlarının ve yöneticilerinin yaptıkları bugüne kadar yanlarına kar kalmaktaydı.

Şimdi, gecikmeli de olsa, bu sızma girişimlerinin sorumluları da–başta Hocaefendileri- bölge ve il imamları, askeri okul sınavları için özel ders veren dersane yönetici ve öğretmenleri olmak üzere- geriye dönük olarak hesap vereceklerdir. Gelecek sayıda, Fettullahçılara uygulanacak askeri ceza mevzuatının yanı sıra, konuklar için uygulanan günlük program verilecektir. Takip eden yazılarda da Fettullahçı yapılanmanın tüm sorumluları; şura üyeleri, kıta ve ülke imamları, bölge ve il imamları, medya ve eğitim sorumluları, temsilciler, emniyetçiler ve üst düzey bürokrat isimleri çarşaf listeler halinde deşifre edilecektir.”

Hablemitoğlu Bu kanaate varması Savcı Nuh Mete Yüksel’in açtığı Gülen Davası’nı bilmesine bağlanır. Hablemitoğlu Gülen Davası’nın üzerine giderek bu cemaatin ne büyük tehdit olduğunu ortaya çıkarmaya çalışmaktadır.

Yazar Ergün Poyraz da Necip Hablemitoğlu’nu emniyet içindeki cemaat yapılanmasının öldürdüğünü iddia etmektedir. Poyraz, mahkemeye sunduğu savunmasında şöyle yazmaktaydı:

“13 AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

İSTANBUL

Dosya No: 2008/209

Hablemitoğlu cinayetini aydınlatmak için öncelikle bu cinayet hakkında bilgi ve görgüleri çok açık ve net bir şekilde herkesten fazla olan;

Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdulkadir Aksu, Cihangir Çelik, Mehmet Eymür, Hüseyin Aktaş, Osman Kaya, Cengiz Köksal, Refik Ali Uçarcı, Emin Aslan, Akif Beki, Ahmet Hakan Coşkun, Aytunç Altındal, Sami Hoştan, Nevin Fidan ve olay tarihinde Ankara’da görev yapan Amerika konsolosluk görevlilerinin ilk etapta tanık olarak dinlenmelerini saygıyla arz ve talep ederim.”

Poyraz bu cinayetin aydınlatılmasının yukarıda adını saydığı kişilerin dinlenmesiyle olanaklı olacağına inanıyordu.

Suikastı gerek Alman vakıflarına gerekse cemaate dayandıran iddiaların ortak yönü Hablemitoğlu’nun Cumhuriyeti çökertmeye yönelik emperyalizm destekli güçlerce hedef alındığıdır. Emperyalizme karşı “bağımsızlık” diyen aydınlarımız hedef alınmaktadır. Zaten Hablemitoğlu’nun şu cümleleri neden hedef alındığını ortaya koymaktadır:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk’ün manevi mirasçısı olarak evet değer, diyorum. Çünkü Türk’üm ve başka Türkiye yok!”

Mustafa SOLAK
ADD BDK Üyesi