Anayasanın unutulmaz hocası Prof. Dr. Erdoğan Teziç’i kaybettik

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) önceki Başkanlarından olan Prof. Dr. Erdoğan Teziç’i kaybettik. Anayasa profesörü olan Teziç, 2003’te dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından YÖK Başkanlığı’na atandı. 2007’de YÖK Başkanlığı görevinden emekli oldu. Anayasa Hukuku alanında çok sayıda ulusal ve uluslararası yayını bulunan Erdoğan Teziç’in cenaze töreninin Salı ya da Çarşamba günü yapılacağı öğrenildi. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak bu önemli kayıp nedeniyle ailesine, yakınlarına ve tüm Türk milletine başsağlığı diliyoruz.

Teziç, Galatasaray Üniversitesi rektör yardımcılığı ve rektörlüğü, Galatasaray Lisesi müdürlüğü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevlerinde de bulunmuştu.

Teziç’e Fransa Cumhurbaşkanı tarafından 1999 yılında “Officier de L’ordre National du Mérite” ve 2004 yılında da “Commandeur de la Légion d’Honneur” Liyakat Nişanı verilmiştir. Erdoğan Teziç bu Nişanı, 2006 yılında Fransa Ulusal Meclisi’nin sözde Ermeni soykırımındaki tutumu nedeniyle Fransa’ya iade etmiştir. Ayrıca Teziç’e, 2004 yılında Paris I Panthéon Sorbonne Üniversitesi tarafından akademik çalışmalarından ve Fransız dili ile öğretim yapan Galatasaray Üniversitesi’nin gelişmesine yaptığı önemli katkılardan dolayı fahri doktor (Docteur Honoris Causa) unvanı da verilmiştir. Teziç, Paris I Üniversitesi’nin nadir olarak verdiği bu unvanı alan ilk Türk olmuştur.

Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından düzenlenen çok sayıda etkinliğe son olarak ta, 12 Mart 2016 tarihli  “Yeni Anayasa Tuzağı” konulu panele konuşmacı olarak katılan TEZİÇ, “vakti yaratan, bize parayla satmamıştı ya” diyen Marcel Proust’un sözüne atıfta bulunarak zamanın ne kadar değerli olduğunu bize anımsatmıştı. “Yeni Anayasa Tuzağı” dendiğinde benim aklıma, eskiden oturduğumuz ahşap evler gelir. Bazı kuytu ve loş köşelerde fare kapanları kurulurdu. Zaman zaman, bunlara, kapanları kuranlar da ellerini ayaklarını kaptırırlardı. İçinde bulunduğumuz “fiili kuralsızlık” veya “Anayasasızlaştırma” ortamında, böyle bir halk oylaması her şeye rağmen yapılmak istenirse ne olabilir? Tuzağın güvenlik kapanı var mı? Anayasa değişikliği kamu yararı amacıyla mı, yoksa siyasi bir amaçla mı yapılmak isteniyor? Burada siyasi amaç çok belirgin olup, demokratik çoğulcu düzene son verebiliyorsa, bu konuda halkoylaması desteği aranmasının büyük bir felaket olacağı şüphesizdir.” İçinde bulunduğumuz şartlarda, tartışmalar iki açıdan yapılabilmelidir. Birincisi, kamu oyunun, şiddete başvurmaksızın, tahrik etmeksizin, barışçıl direnme hakkını kullanabilmesinin zeminini diri tutmaktır. İkincisi, hukukî denetimi yapacak yargıçların, devletin bekâsı üzerinde hangi hukukî araçlara dayanacaklarını tespit etmek ve kendilerine bu hususta ışık tutabilmektir. Çünkü, yaşanan olumsuzluklarla, ancak hukuk devleti zemininde mücadele edilebilecektir. Hukuk Devletinde, bireyin bekâsı, devletin bekâsı ile birlikte telaffuz edilir,” diyerek düzenlediğimiz bu panelde Anayasa değişikliği ile ilgili endişelerini bizlerle paylaşan, Anayasa’yı, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını cesurca savunan, her fırsatta toplumu uyarıcı ve eğitici açıklamalar yapan hocaların hocası Erdoğan TEZİÇ’ i saygı ve sevgiyle sonsuzluğa uğurluyoruz.