30 Ağustos Zafer Bayramı Basın Açıklaması

Basın açıklamasını indirmek için tıklayınız.

Konu: 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlamalarında tüm şubelerimizin

         eş zamanlı olarak yapacakları Basın Açıklamasıdır.

 

UYAN TÜRKİYE

 GÜN CUMHURİYETİMİZE VE ŞEHİTLERİMİZE SAHİP ÇIKMA GÜNÜDÜR

 

 

Türk ulusunun özgürlük ve bağımsızlık için emperyalizme karşı, Mustafa Kemal önderliğinde verdiği ve 30 Ağustos 1922 de, Dumlupınar’da yapılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi’yle kazandığı Büyük Zafer’in doksan üçüncü yıldönümündeyiz. Mustafa Kemal’in sözleriyle: “Bu gün kutladığımız Büyük Zafer özellikle Türk Ordusunundur, Türk Ordusu ve Türk Milleti var olsun” diyoruz!

 

Ne yazık ki emperyalizm ve işbirlikçileri, “kan ve irfanla” kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkma ve bölme heveslerinden asla vazgeçmemişlerdir. Emperyalizm, özellikle son on üç yıl kesintisiz süren AKP iktidarı döneminde “Sevr”i yeniden ülke gündemine fiilen sokmuştur;

AKP iktidarı döneminde bir yandan laik Cumhuriyetin değerleri, kurumları, kadroları değiştirilip dönüştürülürken diğer yandan da emperyalizmin projelerine eşbaşkanlık yapılmıştır. Meclisin üstünlüğüne dayanan Parlamenter sistem yerine Türk tipi “Başkan”lık sistemi getirilmek için dayatılmaktadır. Bu süreçte yaşanan hukuksuzluk, kanunsuzluk, adaletsizlik ve yolsuzluklar toplum ve devlet düzenini sarsmıştır.

Yine AKP iktidarı döneminde, 90’lı yıllar sonunda etkisiz hale getirilen PKK terörü ile mücadeleden vazgeçilmiş, sözde “çözüm” amacıyla bölücü terör örgütü ile müzakereye başlanmıştır. Bu süreçte PKK’yla, içeriği Türk Milleti’nden saklanan ve adına “açılım, çözüm, barış” denilen, “akil adam” saçmalıklarıyla desteklenen Oslo, İmralı, Dolmabahçe görüşmeleri yapılmış, AKP iktidarı bölücü terör örgütü PKK ile kol kola yürümüştür.

Öte yandan Balyoz – Ergenekon gibi siyasi davalarla ordunun komuta kademesi değiştirilmiş, içi boşaltılmaya çalışılmış, mücadele gücü azaltılmıştır. TSK iktidar eli ile pasifleştirilirken, Doğu ve Güney Doğu Anadolu fiilen terör örgütüne teslim edilmiş, sınırımızda özerk bölgeler ilan edilmesine sessiz kalınmıştır. Habur’da çiçeklerle karşılanan teröristlerin çadırda kurulan sözde mahkemelerde serbest bırakılması hala belleğimizdedir.

 

Bugün ise, 7 Haziran genel seçimlerinde oy kaybeden AKP, “ÇÖZÜM” SÜRECİNİN MİMARI OLDUĞUNU UNUTARAK, KAYBETTİĞİ OYLARI KAZANMAK İÇİN, KOL KOLA YÜRÜYÜP BÜYÜTTÜĞÜ terör örgütüne karşı MÜCADELE EDİYOR GÖRÜNTÜSÜ VERMEK İÇİN TSK’ya yeniden operasyon İZNİ VERMİŞ BULUNUYOR.

Bizler Türk Ordusu’nun dün olduğu gibi bugün de bu haklı mücadelesinden başarılı çıkacağına eminiz ve MEHMETCİĞİMİZİN YANINDAYIZ.

Ancak halkımız, BU “OYUN”u GÖRMELİ, dün teröre karşı mücadele etmeyip, onunla kol kola ülkeyi uçuruma sürükleyenleri asla unutmamalı ve önümüzdeki yenilenecek genel seçimlerde bu zihniyeti artık iktidar yapmamalıdır.

 

Yine, tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı 7 haziran genel seçimlerinden önce, anayasal sınırlarının dışına çıkarak, bir siyasi parti lideri gibi; “bana 400 milletvekili verin, Anayasayı değiştirip Başkan olayım”, diyebilmiş,

seçimlerden sonra da, “Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir, bu fiili durum anayasal olarak da kesinleştirilmelidir” diyebilmiştir.

Rejimin çivisi çıkarılmıştır. cumhuriyetin bir ortaçağ diktatörlüğüne dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.

bu “oyun” da bozulmalı, halkımız bu zihniyeti artık iktidar yapmamalıdır.

 

Seçim sonrasında da, “Başkanlık” hayali suya düşen Cumhurbaşkanı, Milli iradeye saygı göstermemiş, yeni hükümet kurulması sürecini yavaşlatarak, bir koalisyon hükümeti kurulmasını engellemiş ve yetkisiz, geçici AKP hükümetinin fiilen devam etmesini sağlamış, 45 günün sonunda da, seçimlerin yenilenmesine karar vermiştir.

Amaç, bu süreci de fiilen, yetkisiz AKP hükümeti ile yürütmek ve sonrasında Anayasa’nın 78. maddesinin işletilmesini ve seçimlerin ertelenmesini sağlayarak, iktidarını devamlı kılmaktır.

Özetle milli iradeye rağmen iktidarda kalmak istemektedir.

Bu “oyun” da bozulmalı, halkımız bu zihniyeti artık iktidar yapmamalıdır.

 

Açıkladığımız tüm bu nedenlerle; Atatürkçü Düşünce Derneği olarak,

Halkımızı olan bitene sessiz kalmamaya,

Laik Demokratik Cumhuriyetimize ve Vatanın bütünlüğüne VE ŞEHİTLERİMİZE sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Gün, birlik olma günüdür.

Gün, Şehitlerimizin kutsal mücadelesine sahip çıkma günüdür.

GÜN, Bu “oyunu” bozma günüdür

 

 

 

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ