3. Bölüm

Refet Paşa Demirci Efe’nin emrine giriyor

 

Efendiler, Nazilli’ye giden Refet Paşa, Demirci Mehmet Efe’den komutayı almaya gerek ve bunda bir yarar görmemiş; kimbilir ve belki de komuta kendisine teslim edilmemiş. Demirci Efe’nin emrinde kurmay gibi görev yapmayı daha yararlı ve uygun bulmuş…
Refet Paşa bunu bize bildirdi. Bölge şartlarını yakından görmüş bir zatın kararını değiştirmek çok defa güçtür.
Çünkü, gerçekten Refet Paşa’nın gördüğü ve tercih ettiği gibi, Efe’nin komutasını devam ettirmekte ve ona yardımcı olmakta yarar vardı yahut da Refet Paşa o cephenin komutasını herhangi bir sebeple ele alamıyordu.

 

Her iki ihtimale göre de, mutlaka komutayı al, diye emir vermek, anlamsız olurdu.

 

Asıl gariplik bundan sonra görüldü. Bir süre sonra, Refet Paşa, Nazilli’de gözden kayboldu. Birkaç gün sonra, Balıkesir’de olduğunu, birtakım yabancı subaylarla ilişkiye girip girmemesini bizden sorması dolayısıyla anladık.

 

22 Aralık 1919 tarihinde verdiğimiz cevapta: «Millî teşkilâta bağlı bulunanların, özellikle Hey’et-i Temsiliye üyesi olarak tanınmış olmaları dolayısıyla, kendisinin yabancılarla hiçbir şekilde ilişki kurmasını istemediğimizi bildirdik. «Refet Paşa, yine ortadan kayboldu. Nihayet bir gün, Bursa’dan Refet imzalı kısa bir telgraf aldık: «İstanbul üzerinden, Bursa’ya geldim.»

 

Bu telgrafın ne demek olduğunu bir türlü anlamıyordum. Refet Paşa’nın İstanbul ile ne ilişkisi vardı? Bir de «Nazilli –
Balıkesir – Bursa» yolu İstanbul’dan mı geçer? Bu bilmeceyi bir türlü çözemedim. Sonunda mesele anlaşıldı.

 

Refet Paşa, Nazilli’den ayrıldıktan ve Balıkesir’de Kâzım Paşa’ya uğradıktan sonra, Bandırma’ya inmiş; oradan da bir Fransız torpidosuyla İstanbul’a gitmiş; orada bazı arkadaşlarıyla görüşmüş; daha sonra da Bursa’ya dönmüş…

 

Efendiler, bu bilmeceyi hâlâ çözemiyorum. Beni bunda mazur göreceğinizi umarım.

 

Refet Bey’in yerine bir İngiliz gemisi ile Samsun’a gelen Salâhattin Bey’in gönderildiğini, aynı gemi ile Refet Bey’in İstanbul’a dönmesinin istendiğini ve bunun üzerine gitmeyip istifa ettiğini, İstanbul Hükûmeti’nin benimle birlikte kendisinin de yakalanarak İstanbul’a gönderilmemiz için her tarafa emir verdiğini biliyorsunuz.

 

Bu kadar çok bilinmeyeni çözememek, cebir bilenlerce pek bağışlanmazsa da, benim bu noktada acze düştüğümü itiraf ederim. Gerçi, Ferit Paşa Kabinesi yerine Ali Rıza Paşa Kabinesi geçmişti. Fakat, yeni kabinenin haber alma ve yürütme vasıtalarının öncekinin aynı olduğunu biliyoruz.

 

Efendiler, Refet Paşa’nın bu hafif hareketi, Aydın ve Salihli Cephelerinde, düzenli bir ordunun teşkiline kadar, ciddî bir sevk ve idare kurulamamasına sebep oldu.