10 KASIMLAR ATATÜRK’Ü ANLAMA, “KAVRAMA” VE O’NA SAYGI GÜNÜDÜR

Yurtsever halkımız 7 Haziran Genel seçim sonuçlarıyla tüm iç ve dış baskı ve beyin yıkamalarına karşın, engin deneyimi ve cumhuriyetçi kimliğiyle bilgeliğini kanıtlayarak yeni bir “Haziran” zaferini daha ülkemize armağan etmiştir;

*   7 Haziran milletvekili seçiminde halkımız 13 yıllık AKP hükümetlerinin Yeni Anayasa’ya, başkanlık sistemine, açılım, barış adları altında yürütülen bölünme ve her türlü yolsuzluk, yoksulluk, hukuksuzluk politikalarına karşı çıkarak muhalefet partilerini mecliste çoğunluk yapmıştır.

*   Seçmen bu davranışı ile demokrasi içinde AKP iktidarını frenlemek için üzerine düşen görevi yerine getirmiştir.

Ne var ki siyasi muhalefet bu fırsatı kullanamayarak Cumhuriyet’in geleceğini ateş çemberine sokmuştur;

*   Oysa, muhalefet partilerinden bu oy oranı ile Meclis başkanını seçerek, komisyonları kurarak halkın beklentisi olan çalışmaları yapmaları beklenirdi.

*   Nitekim Derneğimiz, muhalefet partilerinin bu çalışmaları AKP’nin karşı çıkmasına rağmen elindeki yetkilerle sürdürebileceğini çeşitli bildiri ve gazete ilanlarıyla ortaya koymuştur.

*   Ancak muhalefet partileri bu yetkileri kullanacak basiret ve sorumluluğu gösterememişlerdir.

*   Bu noktada başkanlık hayalleri suya düşen Cumhurbaşkanı, kendi deyimi ile “milli irade”ye saygı göstermemiş, yeni hükümet kurulması sürecini yavaşlatarak, bir koalisyon hükümeti kurulmasını engellemiş ve 45 günün sonunda da seçimlerin yenilenmesine karar vermiştir.

*   Yine bu süreçte ülke yönetimindeki zafiyetin doğurduğu terör ortamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki değiştirilememiş feodal yapının devletle ilişkileri ve yoksulluğun da etkisiyle halkın, umutsuz, çaresiz ve seçeneksiz bırakılarak 1 Kasım genel seçiminde ülkenin yönetimini yeniden AKP’ye teslim etmesi sağlanmıştır.

 

Bu koşullarda 1 Kasım seçimlerinde ortaya çıkan sonucun halkın gerçek iradesini yansıttığı inancında değiliz.

————————

Gelinen bu noktada; biz yurtsever halkı da,  tek başına iktidar olacak AKP’yi de çok zor günlerin beklediğini biliyoruz.

*   Biz, AKP iktidarının 2002’den bu yana her türlü iç ve dış destekle yürüttüğü politikaları gördük.   Bunlarla mücadele ettik.  7 Haziran sonuçları bu mücadelenin ürünüdür.

*   Şimdi geleceği de öngörebiliyoruz; Bu zihniyet, “misyonu” gereği, Cumhuriyetin kurucu ilkelerini hala barındıran mevcut Anayasa yerine, milleti etnik, dini ve mezhepsel temelde ayrıştıracak ve ülkeyi bölecek “Yeni Anayasayı” gündeme getirecektir. nitekim getirmiştir.

*   Halkın ağırlıklı çoğunluğunun “hayır” dediği başkanlık sistemini de yine gündeme getirecektir. zaten HEMEN tartışmaya da açmıştır.

*   Sözde açılım, barış, çözüm süreci adı altında yürüttüğü bölünme sürecini de gündeme getirecektir. Nitekim sürecin buzdolabından çıkarılacağı anlaşılmaktadır. APO’YA, KÜRTLERE ÖZGÜRLÜK SLOGANLARI ATILMAYA BAŞLANMIŞTIR.

Kısacası, 2011 genel seçimleri sonrasında iktidar eliyle halka dayatılan ve yurtsever halkın mücadelesi ile geri püskürtülen politikalar ne yazık ki yeniden önümüze konmaktadır.

Çünkü, iktidarın zihniyeti ve politikaları hiç değişmemiştir.

Ekonomi de DÂHİL olmak üzere, bu başlıkların her biri tek başına ülkeyi sarsacak kriz nedenleridir.

Bu zihniyetle kurulacak hükümetin anılan krizleri yönetmesi güç, hatta mümkün değildir.

Bu dönemde de geçmişte olduğu gibi Cumhuriyetçi kesimin demokratik mücadelesi aynı kararlılıkla ve yükselerek devam edecektir.

ÖNEMLİ OLAN CUMHURİYETÇİ GÜÇLERİN BU ZOR GÜNLERİ ÖNGÖRMESİ, HAZIRLIKLARINI BUNA GÖRE ÖRGÜTLÜ BİR ŞEKİLDE YAPMASIDIR.

 

——————————-

 

1 Kasım yenilgisinden sonra ÖNCELİKLE muhalefet partilerinin politikaları ve kadrolarını, kuruluş ilke ve değerleri çerçevesinde yeniden değerlendirmeye açmaları gerekmektedir.

Bunun yanı sıra, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan demokratik kitle örgütleri’ninde yeniden geleceğe yönelik ufuk açıcı değerlendirmeler yapması zamanıdır.

Bu amaçla hem siyasi partiler, hem de demokratik kitle örgütleri, içyapılarındaki demokratikleşme çalışmasını öne çıkarmalı, CUMHURİYETÇİ BİRLİKTELİKLERİN oluşmasına daha çok çaba sarfetmelidirler.

Bu çalışmalar, devrimci hedefleri içeren demokratik mücadeleler olarak geliştirilmelidir.

Sorunumuz, kişilerle değil geleceğe yönelik politikalarla,  plan ve programlarla aşılabilir.

Derneğimiz denenmiş ve başarılı olmuş reçetelerin özgüveni ile düşünce sistemini; Cumhuriyet’in temel niteliklerinden hareketle tam bağımsız ve özgür düşünceyle ve her türlü etnik, dini, cemaat ve tarikatların etki ve baskısından arındırılmış olarak geliştirmektedir.

İhtiyacımız, Atatürk devrim ve ilkelerinin gösterdiği yönü doğru kavramak, onlarla ufuk açacak çalışmalara daha ağırlıklı yer vermektir.

Bizim düşünce sistemimiz eski olmayıp, geleceğimizin ve bölgemizin sorunlarını bugün de çözebilecek akla ve bilime dayalı bir yol göstericidir.

Egemen güçlerin sistemi olan kapitalizm ve emperyalizmin temsilcisi ülkeleri geçmişte ilk deviren ulus olarak kendimize güveniyoruz.

Tarih devrimler sürecidir. Bütün devrimciler gibi Kemalistler de yeniden doğar ölümlerde.

Gerçekçi temele dayanan devrimci demokratik mücadelemiz 1 Kasım’ da yeniden başlamıştır.

 

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ